“İnanmak başarmanın yarısıdır” derler… Peki bu ne kadar doğru? İnsan gerçekten bir şeye çok inanırsa onun olmasını sağlayabilir mi?

Kendinden öteye gidip tüm evreni kontrol edebilir mi? Düşünce gücüyle dünyayı hiç değilse kendi dünyamızıdeğiştirmek mümkün mü?

İşte bu teknik değiştirebileceğimizi vadediyor. Kuantum düşünce tekniğinin bir farkındalık ve keşif süreci olduğunu söyleyen yazar ve tekniğin uzmanı Rıdvan Şanal “Her şey bir düşünceden ibarettir” diyor.

“Hayata evet” isimli kitabının önsözünde ise “İnsan nedir? Sadece bir düşünce! Ya dünya? O da bir düşünceden oluşmadı mı? Olaylar hayatınzekasının sizinle konuşmasıdır.

Şeytan zan’dan beslenir. Kendinize hata yapma izni verin. En çok hata yapan öğrenir. Kendine hata yapma izni veren usta olur. Hayat bir şölen sofrasıdır ve siz buna davetlisiniz.” sözleriyle okurlarına ilham veriyor.

KUANTUM DÜŞÜNCE NASIL İŞLER?

Kuantum düşünce özel bir bilinç düzeyine girmeyi gerektirir; bu özel düzeyde insan, kendi “hayatınınefendisi” durumuna geçer. Ne demektir “kendi hayatının efendisi” olmak?

Kendi hayatının efendisi olmak, hayatını istediği şekilde yönlendirebilmek, ne olmak istiyorsa onu olmak, nasıl yaşamak istiyorsa o şekilde yaşamakdemek.

Kuantum Düşünce “ortak zeka” alanında işlem yapar. Bütün evreni oluşturan enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir “kişi” olmanın sınırlı olanaklarını aşar, “bütün”ün gücüne ulaşırsınız. Yani, bu düşünce sistemi ile, sadece kendiniz olmaktan çıkıyor tüm dünyanın hatta evrenin enerjisinihissediyorsunuz.

NEDEN “KUANTUM” ADI VERİLİYOR?

Kuantum düşünce sistemi aslında kuantum fiziğiylebağlantılı; çünkü kuantum fiziğinde de fiziksel şeyleri zihinselenerjiye dönüştürme prensibi vardır.

Bu düşünce sisteminde de düşüncelerimizle fiziksel dünyada somut değişiklikler yapmak mümkündür. Yani fiziksel şeyler fizik-ötesi şeyler arasında bir bağ vardır.

Kuantum alanının bir noktasına yaptığımız etki bütünü etkiler aynı zamanda. Siz bir şey düşündüğünüzde bundan tüm alan etkilenir.Kuantum Fiziği, fizikle fizikötesinin birbirine karıştığı bir noktanın adıdır.

BU DÜŞÜNCEYE NASIL ULAŞILIR?

Kuantum fiziği profesörü Fred Alan Wolf sıradan düşünce biçimleri kendisini tekrar eden, etkisiz ve sınırlı enerjilerdir; değiştirme ve oluşturma güçleri yoktur. Daha çok vehim, kuruntu, başıboş hayaller biçiminde akar.

Oysa Kuantum düşünce derin düzeyde, atom altı alanda etkili olabilecek tarzda bir yaratıcı düşünce biçimidir.

Yani bu şu anlama geliyor: Biz içimizi sınırlayıcı ve engelleyici düşünce kalıplarıyla dolduruyorduk. Ama bunun yerine güçlendirici inançlar koyduğumuzdahayatımızın bu yeni inançlar doğrultusunda değiştiğini görebilirdik.

Pozitif düşünce düzeyine erişerek insanlarınhayatlarını değiştirebileceklerini ve mutluluğu yakalayabileceklerini söylüyor.

R. Şanal insanların içindeki negatif yönü şöyle anlatıyor:

“İnsanın iki tane kimliği var, biri sahte biri gerçek. Sahte kimliği bütün sorunlara yol açan kimlik, çekirdek negatif bir inancı oluşturuyor. İnsanın sahte kimliğini tanımasına ve onu yavaş yavaş dönüştürmesine çalışmak, kişinin gerçek özvarlığıyla yaşamaya başlamasını ve bütün hayatının da düzene girmesini sağlıyor.”

BU TEKNİKLE ZENGİN OLMAK MÜMKÜN

Uzmanlar “kuantum düşünce tekniği”yle insanların hayatlarına zenginliği dahil edebileceklerini söylüyor. “Aslında zenginlik orada durmaktadır ve biz farkında değilizdir.

Zengin olmayı kabul ettiğiniz zaman zaten zenginlik sizegelecektir. İnsanlar kendilerini kafalarında bir şeylere koşullar. Fakirliğin kişinin kaçınılmaz kaderi olduğuna inanmak ya da zenginliği ahlaksızlıkla bağdaştırmak, zengin olmanın önündeki engellerdir.”

DÜŞÜNCE GÜCÜYLE SAĞLIKLI OLMAK MÜMKÜN MÜ?

İnsanlar ne düşünürse sağlıklı kalır? Neler yaparsa hastalık onlara uğramaz? İşte bu noktada uzman Rıdvan Şanal, insanların hastalığı normal görmemeleri sağlıklı olmayı normal görmelerini istiyor:

“Aslında sağlık insanın doğal halidir; hastalık normal bir şey değildir. İnsan bedeni mükemmel şekilde işlemek için programlanmıştır; hastalanmak doğal bir şey değildir. İnsanın hayatı boyunca hiç hastalanmadan yaşayıp ölmesi gerektiğinde de hayata veda etmesidoğaldır.”

İŞTE KAFAMIZDAKİ NEGATİF DÜŞÜNCELER

Birinin başına kötü bir olay geldiğinde, yalnız kaldığında, hasta olduğunda ya da yoksulluğa düştüğünde hep şu düşüncelerle olayı normalleştiririz ve kabulleniriz. Bu düşünceleri kafamızdan silmek ise negatif olayları hayatımızdan çıkarmak demek.

a) Tanrı, ona bilinen ya da bilinmeyen bir nedenle ceza vermiştir.(Alın yazısı)

b) Şanssız olduğu için karşısına hep yanlış insanlar çıkmıştır. (Ne Demekse?)

c) Havadan, sudan, aldığı gıdadalardan, çok çalışmaktan, çok oturmaktan, mesleki nedenlerden ya da çocukken yaşadığı travmadan dolayı rahatsızlanmış olabilir.

d) İrsi (genetik) nedenlerdendir yoksulluğu. (Bir tür kader yani!)

e) Bilinmeyen nedenlerle yakalanmıştır bu illete. (Hiç olmazsa nedeninin bilmediği biliniyor)

f) Astroloji haritasındaki gezegenlerin yaptıkları açılarla ilgili olarak sorunlarla karşılaşmıştır.

“Zihinde ne varsa dışarıda da o oluyor” diyor R. Şanal. “Tersine bir deyişle dışarıda olup biten her şey, zihinde olup bitenlerin açılımından ibarettir. Siz önünde sonunda size bir haksızlık yapılacağınainanıyorsanız, hiç merak etmeyin bu gerçekleşecektir. Başarmak için koşturup duruyor ama sonuca ulaşamıyorsanız, bilin ki aslındabaşarıdan korkuyorsunuzdur” diyor.

İŞTE TEKNİKTEN FAYDALANAN ÖRNEKLER

Tekniğin uzmanı R. Şanal, bu tekniği deneyereksorunlarından kurtulan, istediklerini elde edenleri anlatıyor:

“En yakın bir örnek bir  mimar hanımla ilgili. İşinde hiç memnun olmadığını söylemişti. Ona nasıl bir işte çalışırsa mutlu olacağını sordum, anlatmaya başladı. Bunları bir bir yazdık. Ciddi bir firmanın araştırma ve geliştirme departmanında çalışmak istiyordu. İmgesel olarak bilinçaltına kodladık. Ertesi hafta telefonla müjdeyi verdi. Tam da istediği bölümde iyi bir şirkette hafta başında işe başlıyordu.”

“Yine başka ilginç örnek tıp fakültesinde okuyan bir öğrenciyle ilgili. Arkadaşlarının ve rektörününokulda yaptığı klüp çalışmalarını yeteri kadar desteklemediğinden şikayet etmişti yana yakıla. Ona göre okul rektörü tuhaf biriydi. Bir konudagörüş almak için odasına girdiğinde onun hiç yüzüne bakmıyor, tersliyor ve isteklerini  görmezden geliyordu.

Sonra bu gençle bir seminer programında özel bir çalışma yaptık. Bir hafta geçmeden yüzünde güller açarak beni ziyarete geldi. Kız arkadaşıylasinemaya gitmişlerdi oradan geliyorlardı. Tuhaf şeyler olmuştu doğrusu. Rektör birden huy değiştirmişti. Karşılıklı oturup konuşmuşlar ve çoksıcak bir iletişim kurmuşlardı. Daha önce bir türlü yerine getirilmeyen okulun bilgisayar kulübüyle ilgili bir isteği daha o söylemeden rektör tarafından karşılanmıştı.”

Buna benzer yüzlerce örnek var. Burada sorun sistemle ilgili değil. Kendilerine yüzde yüz yararlı olacak bu sistemi uygulamak içinkatılımcıları ikna etmekle ilgili. Belki de bu işe keyifli bir ikna çalışması diyebiliriz.

Bir başka çarpıcı örnek de bir öğrenciyle ilgili. Üniversiteye hazırlık yapan bu gencin sınavla ilgili korku dolu düşünceleri vardı.

Onunla bir çalışma yaptık. Binlerce kişi arasında o bir yıldız gibi parlıyordu. O kalabalık arasında fark edilmemesi mümkün değildi. Hayalinde sınavı kazanmışhatta üniversite diplomasını alıyor görmesini sağladık. Bu sınavın hayatının bir çok önemli günlerinden sadece biri olduğunu ama tek belirleyici olay olmadığını tespit ettik. Bütün bunlar zihin özel bir algılama düzeyindeyken gerçekleştirildi. Bu genç üçüncü kez sınava giriyordu ve artık dördüncü bir şansı yok gibi gözüküyordu.

Tabii ki daha sonra onun sınavı kazandığına dair telefon aldım.

www.sabah.com.tr alıntısıdır…